ATV ekranlarında hafta içi her sabah faili meçhul dosyaları aydınlatan Müge Anlı ile Tatlı Sert, 26 Ekim 2026 Pazartesi günü yayınlanan bölümüyle Aydın Söke’de 2002-2003 yıllarında sırra kadem basan 24 yaşındaki Elife Doğrul cinayeti dosyasındaki karanlık düğümleri tek tek çözdü.
Bölümü buradan izleyebilirsiniz.
Müge Anlı, yayının hemen başında sıcak adli gelişmeyi duyurdu: Söke Cumhuriyet Başsavcılığı, yayınları ihbar kabul ederek Elife Doğrul’un kaybıyla ilgili yeni bir soruşturma başlattı ve şüphelerin odağındaki kayınbiraderler Metin Musacalı ile ağabeyi Türkeş Musacalı hakkında yurt dışına çıkış yasağını kapsayan adli kontrol tedbir kararı verdi! Avukat Huriye Kirişçioğlu aracılığıyla ulaşılan 20 yıl önceki emniyet ve savcılık ifade tutanaklarının canlı yayında okunmasıyla stüdyoda yer yerinden oynadı!
Yayında Yaşanan Kritik Kırılma Noktaları
Söke Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Soruşturma ve Adli Kontrol Kararı:
Müge Anlı, Söke Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla Söke İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği’nin yetkilendirildiğini açıkladı. Elife Doğrul’un kızı Hülya’nın suçladığı amcaları Metin Musacalı ve Türkeş Musacalı’ya yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol tedbiri getirildiğini duyan genç kız Hülya gözyaşları içinde devlete ve Müge Anlı’ya teşekkür etti.
Tanık Zekeriya İnce (Zeki) İmzalı Polis İfadesini İnkar Etti:
Cinayetin ilk konuşulmasına vesile olan ve “Zeki” olarak tanınan Zekeriya İnce stüdyoya geldi. Yıllar önce Söke’de komiser huzurunda verdiği imzalı ifadesinde; “Muhammed akşam evime geldi, Metin Musacalı’nın Elife’yi öldürüp çukur kazarak gömdüğünü ve kendisinin araçta beklediğini anlattı, ben de bunu Talip’e söyledim” demesine rağmen canlı yayında “Ben okuma yazma bilmiyorum, Muhammed ile bir çay bile içmedim, duymadım” diyerek çark etti. Prof. Dr. Şevki Sözen’in “O günkü ifaden yalansa devleti yanıltmaktan, doğruysa bugün suçluyu kayırmaktan kendini yakıyorsun” uyarısı üzerine Zeki köşeye sıkışarak “O zaman Söke çalkalanıyordu, pazarda Metin öldürmüş diyorlardı, eski ifadem neyse odur” diyerek geri adım attı.
Metin Musacalı’nın Eşleri Meral ve Serap’tan “Sobada Yakılan Poşet ve Klozetteki Kovanlar” İfşası:
Yayına bağlanan komşu tanık ve Metin’in 16 yaşında kaçırıp ceza almamak için resmi nikah kıydığı ikinci eşi Serap’ın anlatımları kan dondurdu. Serap ve ilk eş Meral’in ifadelerine göre; Metin olay gecesi eve ayakları çamurlu ve kanlı gelmiş, eşlerini odaya kilitleyip sobada sabaha kadar ağır ve pis kokan bir poşet yakmış, ayrıca toplu tabancasındaki boş kovanları öperek klozete atıp sifonu çekmişti.
Talip ve Metin Arasında Canlı Yayında “Namus Bekçisi” Kavgası:
Savcılık dosyasında Elife’nin cezaevi ziyaretinde askerlerle çay içtiği ve ayrıldıktan sonra Silifke’de bir yüzbaşıyla evleneceği dedikodusu çıktığı bilgisi okundu. İkinci eşi Hülya’nın ifadesinde, Metin’in eve gelip Elife’ye “Bizim o nokta noktalarla işimiz olmaz, bu evden gideceksin!” diyerek valizlerini toplattığı ortaya çıktı. Bunun üzerine öfkeden çılgına dönen eski eş Talip, ekrandaki kardeşi Metin’e; “Sen niye öldürdün oğlum o zaman?! Sen namus bekçisi misin lan?! Benim namusumu temizlemek sana mı düştü?!” diyerek bağırdı.
Muhammed Baycur’un 2005 Yılındaki 20 Yıllık İfadesi Satır Satır Okundu:
2005 yılında emniyette ifade veren Muhammed Baycur’un tutanaklardaki anlatımı tüm vahşeti gözler önüne serdi:
Metin gece saat 22.30’da beyaz pikapla gelip “Atla gülüm” diyerek Muhammed’i aldı, gecekonduya bıraktığı Elife’nin valizlerini ve poşetlerini kasaya yükletti.
Bağarası yolundaki su kanalı ve dam yakınlarında sazlık alana girdiler; Metin belinde toplu siyah tabancayla otların arasında çıplak ayaklı, sırtüstü yatan cesedin başında durdu ve Muhammed’e kırık saplı kürekle çukur kazdırdı.
Cesedi çukura gömdükten sonra kutu alkol içip ağlayan Metin, arabaya bindiğinde Muhammed’e şu kan donduran itirafı yaptı: “Gülüm bir insanın bir mermiyle ölmeyeceğini anladım. Önümde diz çöktü, kafasına bir tane sıktım; yine de kafasını kaldırıp ‘Metin bunu yapma’ dedi, iki tane daha sıktım!”
Ardından 2 milyon liralık benzin alıp huzurevi yakınındaki derede Elife’nin fotoğraflarını ve kıyafetlerini yaktılar; beyaz epilasyon aleti ve çantaları köprüden dereye attılar. Sadece yakası kürklü deri kabanı atmayıp Muhammed’e verdi; o kabanın cebinden de 6 milyon lira para, çakmak, tel tokalar ve cımbız çıktı.
Ertesi sabah Metin telefon açıp “Talip ağabeyin Elife yengeni sorarsa pavyon işleten kız kardeşim Necibegil’e doğru gitti dersin” talimatını verdi.

