A.B.İ.’nin 22. bölümü, ıssız bir arazide Kudret, Saruhan, Doğan ve Behram’ın namlularının gölgesinde açılan sert bir meydan savaşıyla başladı. Leyla ve Rüya’nın gözleri önünde patlak veren arbede, tarafların birbirine sıktığı dişlerin ve savrulan tehditlerin ardından geçici bir ateşkesle dağılsa da asıl fırtına sokak aralarında koptu; sokakta uğradığı saldırıda eli parçalanan Sinan’a Melek kol kanat gerip yarasına sargı bezleri sararken, ortaya çıkan eski bir fotoğraf ikili arasında adı konulmamış bir yakınlaşmanın kapısını araladı. Saruhan ise çalışma odasında bastığı Adnan’ın alnına silah dayayarak kirli pazarlıkların hesabını sordu. Ancak bölümün asıl kırılma noktası Melek ve Yaşar’ın zorla araca bindirilip izbe bir depoya kaçırılmasıyla yaşandı; haberi alır almaz Behram’la birlikte mekanı basan Doğan, önüne çıkan adamları tek tek devirip kardeşini kurtarırken, Melek’in gözyaşları içinde Doğan’ın boynuna sarılması gecenin en duygusal kavuşmasına sahne oldu.
Kurtarma operasyonunun ardından sinirler bu kez sisli bir mezarlıkta kurulan ölüm randevusunda gerildi. Saruhan, üzerinde bizzat “Doğan” yazan mezar taşının başına geldiğinde sislerin arasından Doğan ve Behram çıktı; namluların çekildiği hesaplaşmada Doğan tetiğe basmaya hazırlanırken Saruhan dizlerinin üzerine çöküp ecelini beklemeye başladı. Tam infaz gerçekleşip Saruhan’ın bileti kesilecek derken mezarların arasından aniden beliren Leyla elindeki silahla tabloyu altüst etti; bölüm, Saruhan diz çökmüş vaziyette beklerken, Doğan’ın namlusu Saruhan’a, Leyla’nın namlusu ise doğrudan Doğan’ın şakağına kilitlenmiş halde, tek bir mermi bile patlamadan o ölümcül sessizliğin içinde noktalandı.

