Esra Erol’da salı yayını, şüpheli bir ölümün ardından patlak veren devasa dolandırıcılık iddialarından sahte doktor krizine ve 27 yaş farkı olan kaçış dosyasına kadar tansiyonu yüksek olaylara sahne oldu. Şüpheli şekilde hayatını kaybeden Mahmut Kapıcıoğlu dosyasında kızları Safiye ve Vasfiye, babalarının ölümünden önce bıraktığı mektubu işaret ederek üvey anneleri Hülya Kapıcıoğlu’nun tefeci borçları yüzünden hayatını kaybettiğini öne sürerken, canlı yayına telefonla bağlanan Hülya’nın öz oğlu stüdyoyu adeta buz kestirdi; annesiyle tüm bağını kopardığını söyleyen genç adamın “Annem insanları 50-60 milyon lira dolandırdı, Mahmut ağabey öldüğü gün cenazeye gelmeyip tatile gitti” itirafı şok etkisi yaratırken, Sakarya Adapazarı sokaklarında iz süren ekibin ulaştığı adresin sahte çıkması gizemi daha da derinleştirdi. Stüdyoda bu vurgun gerilimi sürerken masaya gelen ikinci dosyada ise kendisini doktor olarak tanıtıp beyaz önlükle dolaştığı iddia edilen Sinem ile 3 aylık bebeğiyle sokakta yaşadıkları ortaya çıkan Ahmet Fatih Karaman fırtınası koptu; canlı yayına bağlanan resmi eş Caner Bey “Sağlıkçı olan benim, benim önlüğümü giyip dolaşıyor” diyerek dolandırıcılık iddialarını sıralasa da Ahmet Fatih’in “Sinem için sokakta da yatarım, canımı da veririm” resti tansiyonu tavan yaptırdı.
Günün en sıcak takibi ise 18 yaşındaki Simge Ergün ile kendisinden 27 yaş büyük Adem Kıroğlu dosyasında yaşandı; ailenin kızlarının çocukluktan beri şantaj altında tutulduğu iddialarına Simge’nin kuzeninin “15 yaşındayken ben de mağduru oldum” açıklaması eklenirken, Keçiborlu sokaklarından gelen son dakika ihbarıyla ikilinin yan yana yürüdüğü anlara ait güvenlik kamerası görüntüleri ekrana yansıtılarak arayışta kritik bir eşik aşıldı. Yayının kapanışında boşanma aşamasındaki Ferdi ve Funda çiftinin masaya oturmasıyla açılan son dosyada ise mahkemeden önce kayınvalide Ergül Hanım’ın “Torunlarım için bu evliliği yıktırmam, boşanmalarına izin vermiyorum” diyerek kurduğu barikat gelin-kaynana arasında sert bir söz düellosuna dönüştü; yayın, Hülya Kapıcıoğlu’nun sahte adres gizemi, Keçiborlu sokaklarındaki sıcak takip ve stüdyodaki çözümsüz restleşmelerin gölgesinde noktalandı.

