Yıllar önce geride bıraktığı çocukluk anılarıyla yeniden yüzleşmek zorunda kalan Robert Garfield, geçmişin insan hayatındaki etkisini hiçbir zaman tamamen kaybetmediğini fark eden orta yaşlı bir adamdır. Uzun zamandır uzak kaldığı memleketine yaptığı yolculuk, onu yalnızca eski sokaklarına değil, hayatının en önemli dönemlerinden birine de götürür.
Çocukluk arkadaşı John Sullivan’ın ölümü ve geçmişten kalan bir beyzbol eldiveninin kendisine ulaştırılması, Robert’ın yıllardır hatırlamaktan kaçındığı duyguları yeniden canlandırır.
Bir zamanlar arkadaşlarıyla oyun oynadığı sokaklar, eski evler ve çocukluğunun geçtiği mahalle, artık hatırladığından çok farklı görünmektedir.
Ancak bazı anılar, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin bütün canlılığını korumaktadır.
Robert için bu anıların merkezinde, 1960 yılının yaz aylarında tanıştığı gizemli bir adam bulunmaktadır.
Hikaye, Robert’ın henüz on bir yaşında olduğu döneme uzanır.
Arkadaşları tarafından Bobby adıyla çağrılan küçük çocuk, annesi Elizabeth Garfield ile birlikte mütevazı bir evde yaşamaktadır.
Bobby, babasını henüz beş yaşındayken kaybetmiştir.
Aradan yıllar geçmesine rağmen babasının yokluğu, hem kendi hayatında hem de annesiyle olan ilişkisinde önemli bir yer tutmaktadır.
Elizabeth, kocasının ölümünün ardından ailesinin maddi sorumluluklarını tek başına üstlenmek zorunda kalmıştır.
Çalıştığı iş yerinde uzun saatler geçirmekte, biriken faturaları ödemeye ve oğlunun ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır.
Ancak hayatın getirdiği zorluklar, onun zamanla daha sert ve sabırsız bir insana dönüşmesine neden olmuştur.
Bobby, annesinin kendisini sevdiğini bilmesine rağmen onunla yakın bir ilişki kurmakta zorlanmaktadır.
Elizabeth, oğluyla geçirdiği zamanın büyük bölümünde maddi sorunlardan, iş hayatındaki sorumluluklarından ve ölen kocasının geçmişte yaptığı hatalardan söz etmektedir.
Özellikle Bobby’nin babasını hatırlatacak konuların gündeme gelmesi, genç kadının öfkelenmesine neden olmaktadır.
Elizabeth’e göre kocası, kumar alışkanlıkları ve sorumsuz kararları nedeniyle ailesini borç içinde bırakmıştır.
Bobby ise babasını yeterince tanımadığı için bu anlatılanların ne kadar doğru olduğunu bilememektedir.
Elinde babasına ait çok az anı bulunması, onun geçmişe ilişkin merakını giderek artırmaktadır.
Bu sırada on birinci yaş günü yaklaşmaktadır.
Bobby’nin en büyük hayali, uzun zamandır vitrinde gördüğü yeni bir bisiklete sahip olmaktır.
Özellikle 26 inçlik Phantom modeline büyük ilgi duymaktadır.
Arkadaşlarıyla birlikte daha uzak yerlere gidebilmek, mahallede özgürce dolaşmak ve kendi bisikletine sahip olmak, onun için son derece önemli görünmektedir.
Ancak annesinin maddi durumu, böyle pahalı bir hediyenin alınmasına imkan vermemektedir.
Doğum günü sabahı Bobby, heyecanla beklediği bisiklet yerine yetişkinler için düzenlenmiş bir kütüphane kartıyla karşılaşır.
Elizabeth, bu hediyenin oğluna kitap okuma alışkanlığı kazandıracağını düşünmektedir.
Ancak Bobby, annesinin aslında ücretsiz olduğu için bu kartı seçtiğine inanmaktadır.
Genç çocuk, hayal kırıklığını gizlemeye çalışsa da beklediği hediyeye kavuşamamak onu oldukça üzmüştür.
Üstelik annesiyle birlikte geçirmeyi planladığı özel doğum günü yemeğinin iş nedeniyle iptal edilmesi, mutsuzluğunu daha da artırır.
Bobby, kendisini annesinin hayatında ikinci planda kalmış gibi hissetmektedir.
Yine de arkadaşları sayesinde günlük yaşamında mutlu olabildiği anlar bulunmaktadır.
En yakın arkadaşları Carol Gerber ve John Sullivan, çocukluğunun vazgeçilmez parçalarıdır.
Sully lakabıyla tanınan John Sullivan, hareketli, esprili ve eğlenmeyi seven bir çocuktur.
Arkadaşlarıyla oyun oynamaktan, beyzbolla ilgilenmekten ve küçük şakalar yapmaktan büyük keyif almaktadır.
Bobby ile arasındaki arkadaşlık uzun yıllara dayanmaktadır.
Carol Gerber ise ikiliden farklı bir kişiliğe sahiptir.
Hassas, düşünceli ve çevresindeki insanlara karşı ilgili davranan Carol, Bobby’nin hayatında özel bir yere sahiptir.
İki çocuk uzun zamandır arkadaş olmalarına rağmen aralarında giderek daha farklı duygular oluşmaya başlamıştır.
Bobby, Carol’un yanında zaman geçirmekten hoşlanmakta, ancak ona karşı hissettiklerini nasıl ifade edeceğini bilememektedir.
Carol da Bobby’nin hayatındaki öneminin farkındadır.
Birlikte geçirdikleri yaz günleri, üç arkadaşın küçük dünyasında unutulmaz anılar biriktirmelerini sağlamaktadır.
Ancak Bobby’nin hayatı, oturdukları binanın üst katına yeni bir kiracının taşınmasıyla değişmeye başlar.
Ted Brautigan adındaki yaşlı adam, birkaç bavul ve kişisel eşyasıyla mahalleye gelir.
İlk bakışta sıradan bir emekliyi andıran Ted, sakin konuşmaları, nazik davranışları ve kitaplara duyduğu ilgisiyle dikkat çekmektedir.
Ancak Elizabeth, yeni komşularına başlangıçtan itibaren güvenmemektedir.
Ted’in eşyalarını taşıma biçimi, geçmişi hakkında fazla bilgi vermemesi ve nereden geldiğini açıkça anlatmaması, genç kadının şüphelenmesine neden olur.
Bobby ise annesinin aksine Ted’i ilginç bulmaktadır.
Özellikle yaşlı adamın kendisiyle yetişkin biri gibi konuşması, onun dikkatini çeker.
Ted, Bobby’nin söylediklerini dinlemekte ve sorularına sabırla cevap vermektedir.
Bu davranış, genç çocuğun alışık olduğu bir şey değildir.
Çünkü annesi çoğu zaman onun merak ettiği konuları geçiştirmekte veya konuşmayı bitirmeye çalışmaktadır.
Ted ise hayata, insanlara ve zamana ilişkin düşüncelerini paylaşmaktan hoşlanmaktadır.
Bobby’nin doğum gününde aldığı kütüphane kartını öğrendiğinde, bunun aslında çok değerli bir hediye olabileceğini söyler.
Kitapların insanı dünyanın hiç görmediği yerlerine götürebileceğine, farklı hayatları tanımasını sağlayabileceğine ve zor zamanlarda önemli bir sığınak olabileceğine inanmaktadır.
Charles Dickens, Boris Pasternak ve başka yazarlar hakkında konuşması, Bobby’nin edebiyata olan ilgisini artırır.
Ted’in önerdiği kitapları okumaya başlayan genç çocuk, hikayelerin yalnızca eğlenceli vakit geçirmek için değil, hayatı anlamak için de önemli olabileceğini fark etmeye başlar.
Özellikle Lost Horizon adlı romanı okuması, onun hayal dünyasını genişletir.
Bu sırada Ted, Bobby’ye küçük bir iş teklif eder.
Yaşlandıkça gözlerinin eskisi kadar iyi görmediğini söyleyen adam, her gün kendisine gazete okuyacak birine ihtiyaç duyduğunu anlatır.
Bobby’nin günlük haberleri, spor sayfalarını ve diğer yazıları sesli okuması karşılığında ona haftada bir dolar ödemeyi teklif eder.
Genç çocuk, bu fırsatı duyduğunda büyük mutluluk yaşar.
Çünkü biriktireceği parayla istediği bisikleti satın alabileceğini düşünmektedir.
Ancak kısa süre içinde teklifin yalnızca gazete okumaktan ibaret olmadığını öğrenir.
Ted, Bobby’den çevrede olup bitenleri dikkatle izlemesini de istemektedir.
Özellikle mahallede yabancı insanların görülmesi, garip otomobillerin dolaşması ve telefon direklerine alışılmadık ilanlar asılması halinde kendisine haber vermesi gerekmektedir.
Bobby, bu isteğin nedenini sorduğunda Ted, peşinde bazı tehlikeli kişilerin bulunduğunu anlatır.
Bu insanlardan alçak adamlar olarak söz etmektedir.
Onları karanlık kıyafetler giyen, gösterişli otomobiller kullanan ve istediklerini elde edebilmek için her şeyi yapabilecek kişiler olarak tarif eder.
Üstelik kayıp hayvan ilanlarının ve benzer işaretlerin, bu kişilerin birbirleriyle iletişim kurmak için kullandıkları yöntemlerden biri olabileceğini söylemektedir.
Başlangıçta Bobby, anlatılanların gerçek olduğundan emin değildir.
Ted’in yaşlılık nedeniyle bazı şeyleri yanlış değerlendirdiğini veya geçmişte yaşadığı olaylar yüzünden gereğinden fazla korktuğunu düşünmektedir.
Ancak yaşlı adamın konu hakkındaki ciddiyeti, genç çocuğun ona verdiği sözü önemsemesine neden olur.
Böylece Bobby, bir taraftan gazete okuyarak para kazanırken diğer taraftan mahalleyi dikkatle incelemeye başlar.
Bu sırada Ted ile arasındaki ilişki giderek güçlenmektedir.
Özellikle babasıyla ilgili konuşmalar, Bobby’nin yaşlı komşusuna daha fazla yakınlık duymasını sağlar.
Ted, onun babasını kaybetmiş olmasının ne kadar zor olduğunu anlamaktadır.
Ancak Bobby’nin annesinin anlattıklarıyla yetinmek zorunda olmadığını, insanların hayatlarının bazen dışarıdan göründüğünden daha karmaşık olabileceğini düşünmektedir.
İkili arasında geçen sohbetler, Bobby’nin geçmişi yeniden değerlendirmesine yardımcı olur.
Ted’in yıllar önce izlediği bir Amerikan futbolu maçını anlatması, genç çocuğu özellikle etkiler.
Bobby’nin babasının hayran olduğu oyunculardan Bronko Nagurski’nin bir maçta gösterdiği olağanüstü mücadeleyi hatırlayan Ted, yaşananları büyük bir heyecanla anlatmaktadır.
Bu hikaye, Bobby için sıradan bir spor anısından çok daha önemlidir.
Çünkü babasının da aynı dönemde aynı oyuncuya hayranlık duyduğunu bilmektedir.
Ted’in anlattıkları sayesinde Bobby, hiç tanıma fırsatı bulamadığı babasının dünyasına biraz daha yaklaşmış gibi hisseder.
Üstelik yaşlı adamın geçmişten söz ederken gösterdiği duyarlılık, onun yalnızca gizemli bir kiracı olmadığını düşündürmektedir.
Ted, hayatta önemli şeyler yaşamış, insanları dikkatle gözlemleyen ve deneyimlerinden sonuçlar çıkarmış biridir.
Ancak Bobby’nin bütün bu olumlu düşüncelerine rağmen annesi, yeni komşularına güvenmemekte kararlıdır.
Elizabeth, oğlunun tanımadığı yaşlı bir adamla çok fazla vakit geçirmesinden rahatsız olmaktadır.
Özellikle Ted’in geçmişi hakkında açık cevaplar vermemesi, genç kadının endişelerini artırır.
Yine de Bobby’nin gazete okuma karşılığında para kazanması, Elizabeth’in bu ilişkiye belirli sınırlar içinde izin vermesini sağlar.
Ancak görüşmelerin evin açık alanlarında yapılmasını istemekte ve oğlunun güvenliğinden emin olmaya çalışmaktadır.
Bobby içinse Ted’in yanında geçirdiği zaman, hayatının en güzel anlarından biri haline gelmiştir.
Yaşlı adam yalnızca kitaplardan söz etmemekte, aynı zamanda arkadaşlık, cesaret, doğruluk ve insanların birbirlerine karşı sorumlulukları hakkında da düşüncelerini paylaşmaktadır.
Özellikle Carol ile arasındaki yakınlığı fark etmesi, Bobby’yi şaşırtır.
Ted, genç çocuğun Carol’a duyduğu ilgiyi anlayabilmektedir.
Ancak bu konuda onu utandırmak yerine duygularını küçümsememesi gerektiğini söyler.
Çocukluk yıllarında yaşanan bazı anların, insanın bütün hayatı boyunca hatırlayacağı kadar değerli olabileceğine inanmaktadır.
Bobby, bu sözlerin anlamını başlangıçta tam olarak kavrayamamaktadır.
Fakat Carol ve Sully ile geçirdiği yaz günleri, ona her geçen gün daha fazla şey öğretmektedir.
Üç arkadaş, kasabada düzenlenen eğlence etkinliklerine katılmakta, birlikte oyunlar oynamakta ve yeni deneyimler yaşamaktadır.
Özellikle yerel panayırda geçirdikleri gün, Bobby’nin unutamayacağı olaylara sahne olur.
Panayırdaki renkli oyunlar, büyük eğlence araçları ve kalabalık ortam, çocukların büyük ilgisini çekmektedir.
Ancak Bobby, burada karşılaştığı bir kart oyunu sırasında kendi zihninde yaşanan alışılmadık bir deneyimle şaşkına döner.
Kartların yerlerini bulmaya çalışırken normalde sahip olmadığını düşündüğü bir sezgiyle hareket etmeye başlamıştır.
Başlangıçta bu durumu şansla açıklamaya çalışmaktadır.
Ancak yaşananların ardından insanların düşüncelerini ve niyetlerini beklenmedik biçimde anlayabildiği hissine kapılır.
Bu deneyim, Ted’in gizemli davranışlarını yeniden hatırlamasına neden olur.
Çünkü Bobby, yaşlı adamın zaman zaman kendisinin söylemediği şeyleri bildiğini daha önce de fark etmiştir.
Özellikle düşüncelerini tahmin edebilmesi ve henüz gerçekleşmemiş bazı olayları sezebiliyormuş gibi davranması, Ted hakkında yeni sorular doğurmaktadır.
Bobby, bu durumun sıradan bir tesadüf olup olmadığını anlamaya çalışır.
Ancak Ted’in davranışları giderek daha gizemli hale gelmektedir.
Yaşlı adam, bazen aniden çevresiyle bağlantısını kaybediyor gibi görünmekte ve tuhaf bir ruhsal deneyim yaşamaktadır.
Bu anlarda yüzündeki ifade değişmekte, uzaklarda gerçekleşen olayları görüyormuş gibi konuşmaktadır.
Bobby, böyle bir durumla ilk kez karşılaştığında büyük bir korku yaşar.
Ted’in hastalandığını veya nöbet geçirdiğini düşünmektedir.
Ancak yaşlı adam, durumun göründüğünden farklı olduğunu söyleyerek onu sakinleştirmeye çalışır.
Bobby, bu olayların ardından Ted’in sıradan bir insan olmadığını düşünmeye başlar.
Yine de yaşlı komşusuyla kurduğu dostluktan vazgeçmek istememektedir.
Çünkü Ted, onun hayatında ilk kez kendisini gerçekten anlayan yetişkinlerden biri olmuştur.
Bu sırada Bobby’nin annesiyle olan ilişkisi ise giderek daha gergin hale gelmektedir.
Elizabeth, çalıştığı iş yerinde yükselme fırsatı elde edebileceğine inanmaktadır.
Patronu Don Biderman’ın düzenlediği bazı iş görüşmeleri ve özel toplantılar, onun geleceği açısından önemli görünmektedir.
Bu nedenle işini kaybetmemek ve daha fazla para kazanabilmek için büyük çaba göstermektedir.
Ancak bu çabalar, oğluyla geçirebildiği zamanı azaltmaktadır.
Bobby, annesinin kendisini sürekli iş sorumluluklarının arkasına ittiğini hissetmektedir.
Üstelik Elizabeth’in Ted hakkındaki olumsuz düşünceleri, aralarındaki anlaşmazlıkların büyümesine neden olur.
Genç çocuk, annesinin hiçbir zaman yaşlı komşusunu gerçekten tanımaya çalışmadığını düşünmektedir.
Elizabeth ise Bobby’nin kendisinden uzaklaşmasından ve başka bir yetişkine daha fazla güvenmesinden rahatsız olmaktadır.
Bu durum, evdeki ilişkileri giderek zorlaştırır.
Bobby’nin hayatında başka bir sorun da okul çevresindeki bazı çocukların davranışlarıdır.
Harry Doolin, Richie O’Rourke ve Willie Shearman, mahallede daha küçük çocukları rahatsız eden, kaba ve zorba tavırlarıyla tanınan gençlerdir.
Özellikle Harry, kendisini diğer çocuklardan daha güçlü göstermek istemektedir.
Carol’u rahatsız eden sözleri ve aşağılayıcı davranışları, Bobby’nin büyük bir öfke duymasına neden olur.
Ancak Harry ve arkadaşlarıyla doğrudan karşı karşıya gelmek, ciddi tehlikeler yaratabilecek bir durumdur.
Bu nedenle Bobby, Carol’u korumak istemesine rağmen nasıl hareket etmesi gerektiğini bilememektedir.
Ted ise çocukların yaşadığı bu sorunların farkına varır.
Yaşlı adam, güç kullanarak başkalarını korkutan insanların çoğu zaman kendi zayıflıklarını gizlemeye çalıştıklarını düşünmektedir.
Bobby’ye cesaretin her zaman kavga etmek anlamına gelmediğini, bazen doğru olanı savunabilmek için sakin kalmanın da önemli olduğunu anlatır.
Ancak Harry’nin davranışları, çocukların günlük hayatını etkilemeye devam etmektedir.
Özellikle Carol’un karşılaştığı baskı, üç arkadaşın huzurlu yaz günlerine gölge düşürür.
Bu sırada Ted’in peşinde olduğunu söylediği kişilerle ilgili işaretler de giderek daha fazla dikkat çekmeye başlar.
Bobby, mahalledeki telefon direklerinde ve ilan panolarında bazı garip duyurular görmektedir.
Kaybolan hayvanlara ilişkin ilanların artması, Ted’in daha önce anlattıklarını hatırlamasına neden olur.
Üstelik sokaklarda dolaşan yabancı otomobiller ve tanımadığı insanların davranışları, genç çocuğun kendisini huzursuz hissetmesini sağlar.
Başlangıçta yalnızca bir oyuna benzeyen gözcülük görevi, artık çok daha ciddi görünmektedir.
Bobby, Ted’in gerçekten tehlikede olabileceğini düşünmeye başlar.
Ancak yaşlı adamın mahalleden ayrılmak zorunda kalma ihtimali, onun için büyük bir korku kaynağıdır.
Çünkü Ted’in hayatına girmesiyle birlikte kendisini daha mutlu ve güvende hissetmeye başlamıştır.
Onu kaybetmek istememektedir.
Üstelik Bobby, babası hakkında konuşabileceği, kitaplardan söz edebileceği ve kendisini anlayan bir yetişkin bulmanın ne kadar değerli olduğunu artık bilmektedir.
Bu nedenle Ted’in tehlikede olduğunu gösteren işaretlerle karşılaştığında nasıl davranması gerektiği konusunda zorlanmaktadır.
Bir tarafta arkadaşına verdiği söz, diğer tarafta ise onu kaybetme korkusu bulunmaktadır.
Bu çatışma, Bobby’nin çocukluk yıllarında vermek zorunda kaldığı en önemli kararlardan birinin temelini oluşturur.
Bu sırada Elizabeth, iş nedeniyle birkaç günlüğüne şehir dışına gitmeye karar verir.
Don Biderman ve başka çalışma arkadaşlarının da katılacağı toplantıların, gelecekteki kariyerine önemli katkılar sağlayabileceğini düşünmektedir.
Ancak oğlunu kimin yanında bırakacağı konusunda sorun yaşamaktadır.
Bobby, annesinin yokluğunda kendi başına kalabileceğini söylese de Elizabeth bunu kabul etmez.
Sonunda Ted’in Bobby ile ilgilenmesi gündeme gelir.
Elizabeth, yaşlı komşusuna duyduğu güvensizliğe rağmen başka bir çözüm bulmakta zorlanmaktadır.
Böylece Bobby, annesi şehir dışındayken Ted ile daha fazla zaman geçirme fırsatı yakalar.
Bu dönem, ikilinin ilişkisinde önemli bir yere sahiptir.
Ted, genç çocuğu yalnızca evde tutmak yerine farklı yerleri görmesine ve yeni deneyimler kazanmasına yardımcı olmak istemektedir.
Özellikle şehirde gerçekleştirdikleri bir gezi, Bobby’nin babası hakkındaki düşüncelerini yeniden değerlendirmesine neden olur.
Ted’in tanıdığı bazı insanlar, geçmişte Bobby’nin babasıyla karşılaşmış ve onun hakkında çeşitli anılar biriktirmiştir.
Genç çocuk, bu konuşmalar sırasında annesinin anlattıklarından daha farklı bir insan portresiyle karşılaşmaktadır.
Babasının yalnızca maddi sorunlara neden olan sorumsuz biri olarak hatırlanmasının, onun hayatını bütün yönleriyle açıklamadığını düşünmeye başlar.
Üstelik Ted’in bu konudaki yaklaşımı, Bobby’nin kendi geçmişine daha fazla ilgi duymasını sağlar.
Genç çocuk, ailesiyle ilgili bildiği şeylerin tamamının doğru olup olmadığını sorgulamaktadır.
Bu süreçte Ted’in geçmişi de giderek daha önemli hale gelir.
Yaşlı adam, kendisini takip eden kişiler hakkında bazı bilgiler vermekte, ancak bütün ayrıntıları açıklamamaktadır.
Sahip olduğunu söylediği alışılmadık yeteneğin başkaları tarafından kullanılmak istendiğini düşünmektedir.
Bu nedenle uzun zamandır farklı yerlerde yaşamakta ve dikkat çekmemeye çalışmaktadır.
Ancak ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın peşindeki insanlardan tamamen kurtulamadığını hissetmektedir.
Bobby, onun yaşadığı korkuyu anlamaya çalışırken kendi hayatıyla ilgili yeni sorular sormaya başlar.
Bir insanın özel bir yeteneğe sahip olması, her zaman mutlu olmasını sağlar mı?
Başkalarının düşüncelerini anlayabilmek, onların acılarını da hissetmek anlamına gelebilir mi?
Ve insan, sahip olduğu bir yetenek nedeniyle özgürlüğünü kaybedebilir mi?
Ted’in verdiği cevaplar, Bobby’nin dünyaya bakışını değiştirmektedir.
Yaşlı adam, bazı insanların sahip oldukları özelliklerin hem bir armağan hem de büyük bir yük olabileceğine inanmaktadır.
Bu nedenle Bobby’ye insanların görünen davranışlarının arkasındaki duyguları anlamaya çalışmasını öğütler.
Ancak yaz ilerledikçe çevrelerindeki tehlikeler de büyümeye devam etmektedir.
Harry Doolin ve arkadaşlarının Carol’a yönelik davranışları daha rahatsız edici hale gelirken Ted’in peşindeki gizemli kişiler de kasabaya yaklaşmaktadır.
Bobby, bir tarafta çocukluğunun en yakın arkadaşlarını korumaya çalışırken diğer tarafta Ted’e verdiği sözü yerine getirmek zorundadır.
Üstelik annesinin yaşlı komşusuna yönelik şüpheleri, onun karşılaştığı sorunları daha da karmaşık hale getirir.
Elizabeth, oğlunun Ted ile kurduğu ilişkinin sağlıklı olup olmadığını sorgulamaya devam etmektedir.
Bobby ise yaşlı adamın kendisine zarar vermeyeceğinden emin olduğunu düşünmektedir.
Ancak çevresindeki yetişkinlerin farklı amaçları ve kendi sorunları bulunmaktadır.
Çocukların kolayca anlayamadığı bu dünya, Bobby’nin masumiyetini giderek daha fazla sınamaktadır.
Özellikle insanların verdikleri sözler, birbirlerine duydukları güven ve zor zamanlarda gösterdikleri cesaret, genç çocuğun hayatında önemli hale gelir.
Bobby, yaz başında yalnızca yeni bir bisiklete sahip olmak isteyen sıradan bir çocukken artık çok daha karmaşık sorunlarla karşılaşmaktadır.
Babasının geçmişini anlamaya çalışmakta, annesiyle arasındaki mesafeyi sorgulamakta ve Carol’a karşı hissettiği duyguların ne anlama geldiğini keşfetmektedir.
Üstelik Ted’in hayatına girmesi, onun dünyada açıklanması güç olayların da bulunabileceğini fark etmesini sağlamıştır.
Ancak bu yeni bilgiler, Bobby’nin bütün sorunlarını kolayca çözebileceği anlamına gelmemektedir.
Bazen doğru karar vermek, insanın en fazla istediği şeyden vazgeçmesini gerektirebilir.
Bazen birini korumaya çalışırken istemeden onu tehlikeye atmak mümkündür.
Ve bazen çocukluk yıllarında yaşanan kısa bir dönem, insanın bütün hayatını değiştirebilir.
1960 yılının o yazı, Bobby Garfield için tam da böyle bir döneme dönüşmektedir.
Ted Brautigan’ın gizemli geçmişi, Carol ve Sully ile kurduğu arkadaşlık, annesiyle yaşadığı sorunlar ve babasına ilişkin öğrendikleri, genç çocuğun yetişkinliğe doğru attığı ilk adımları şekillendirmektedir.
Ancak bu yazın nasıl sona ereceği ve Ted’in peşindeki kişilerden kurtulup kurtulamayacağı belirsizliğini korumaktadır.
Gizemli Yabancı (Hearts in Atlantis – 2001), babasını küçük yaşta kaybeden Bobby Garfield’ın, evlerinin üst katına taşınan Ted Brautigan adlı gizemli bir adamla kurduğu dostluk sayesinde hayatı, sevgiyi, korkuyu ve geçmişin önemini keşfetmesini konu alan dram ve gizem filmidir.
Scott Hicks’in yönetmenliğini üstlendiği yapım, Stephen King’in Hearts in Atlantis adlı eserinde yer alan Low Men in Yellow Coats hikayesinden uyarlanmıştır.
Anthony Hopkins’in canlandırdığı Ted Brautigan, sakin ve bilge kişiliğinin ardında açıklaması güç yetenekler ve tehlikeli bir geçmiş taşıyan gizemli bir adam olarak hikayenin merkezinde yer alıyor.
Anton Yelchin’in hayat verdiği Bobby Garfield, babasını tanıma isteği, annesiyle yaşadığı anlaşmazlıklar ve çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecindeki duygularıyla filmin en önemli karakterlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Hope Davis’in canlandırdığı Elizabeth Garfield, oğlunu tek başına büyütmenin getirdiği maddi ve duygusal yüklerle mücadele eden bir anne olarak dikkat çekerken Mika Boorem’un hayat verdiği Carol Gerber, Bobby’nin arkadaşlık ve ilk aşk duygularını keşfetmesinde önemli bir yere sahip.
Will Rothhaar’ın canlandırdığı John Sullivan ise Bobby ve Carol’un en yakın arkadaşı olarak çocukluk anılarının unutulmaz parçalarından birini oluşturuyor.
David Morse, yetişkin Robert Garfield karakteriyle hikayenin geçmiş ve bugün arasında kurduğu bağlantıyı güçlendiriyor.
1960’ların Amerika’sındaki günlük yaşamı, küçük kasaba atmosferini ve çocukluk anılarının duygusal gücünü bir araya getiren Hearts in Atlantis, doğaüstü gizemleri dramatik bir büyüme hikayesiyle buluşturuyor.
Film, çocukluk masumiyetini, ilk aşkı, aile ilişkilerini, güveni, fedakarlığı, zamanın geçişini ve insanların hayatlarında iz bırakan karşılaşmaları ele alan duygusal bir anlatım sunuyor.
Bobby’nin Ted Brautigan ile kurduğu dostluk ise bazen kısa süreli bir karşılaşmanın, insanın bütün geleceğini etkileyebilecek kadar güçlü olabileceğini hatırlatıyor.
Film Bilgileri
Orijinal adı: Hearts in Atlantis (2001)
Tür: Dram, gizem, fantastik
Yapım yılı: 2001
Süre: 101 dakika
Yönetmen: Scott Hicks
Senaryo: William Goldman
Başroller: Anthony Hopkins (Ted Brautigan), Anton Yelchin (Bobby Garfield), Hope Davis (Elizabeth Garfield), Mika Boorem (Carol Gerber), David Morse (Yetişkin Robert Garfield), Will Rothhaar (John Sullivan), Alan Tudyk, Tom Bower ve Celia Weston.
Yapım ülkeleri: ABD, Avustralya
ABD vizyon tarihi: 28 Eylül 2001
Türkiye vizyon tarihi: 8 Şubat 2002
Yapım şirketi: Castle Rock Entertainment
Dağıtım: Warner Bros. Pictures
Kaynak eser: Hearts in Atlantis — özellikle Low Men in Yellow Coats bölümü.

