TRT 1 ekranlarının reyting rekortmeni dizisi Gönül Dağı, 3 Ekim 2026 Cumartesi akşamı yayınlanan 225. bölümüyle izleyicileri hem derin bir hüzne hem de kahkaha ve heyecan dolu bozkır maceralarına sürükledi. 224. bölümün sonunda hasta yatağında toplanan ailenin ardından gelen Döndü Yenge’nin vefatı tüm Gedelli’yi yasa boğarken; şirketteki icat haklarını geri almak için yapılan gizli sabotaj, dağ başında baş başa kalan iki gencin yakınlaşması ve köyleri saran tehlikeli bir salgın yeni bir dönemin kapısını araladı.
Gönül Dağı 225. Bölüm izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Bölüm Boyunca Öne Çıkan Kritik Kırılma Noktaları
Döndü Yenge’nin Vefatı ve Tevekkül Dersi: Ciritçi Abdullah’ın bozkırın ortasında dile getirdiği “Kayıplar olmasa insan bilebilir miydi bulmanın kıymetini… Her resmin içinde bir acı, bir yok oluş vardır” sözleriyle açılan bölümde, tüm kasaba taziye evinde bir araya gelerek helvalarını paylaştı. Döndü Yenge’nin eksikliği ocağın tütüşünden sofradaki kömbelere kadar her yerde kendini hissettirdi.
Yusuf’un Büyük Vicdan Azabı ve Yemini: Dedesi Muammer ve babasının belindeki anahtar sesini hatırlayarak ailesine sahip çıkamadığı için kendini suçlayan Yusuf, amcaoğullarının desteğiyle toparlandı; “Nenem bu anahtarı bana boşuna vermedi, artık bu evin direği ben olacağım” diyerek ailesine kol kanat gerdi.
TVR’de Zehra’nın Gizli Sabotajı ve Taner’in Zaferi: Amcaoğullarının icatlarının babası Mahir tarafından gasp edilmesini hazmedemeyen Zehra, gece Kadir ile birlikte ana enerji odasına girerek fabrikayı kilitledi. Üretim durup teknik ekip çaresiz kalınca Mahir Bey mecburen Taner’in ayağına geldi. Taner; icat haklarının iadesi, haksız sözleşme maddesinin iptali ve makinelerin geri verilmesi şartıyla sistemi tereyağından kıl çeker gibi onardı.
Eski Makineden Çıkan Selma Mektubu: Fabrikadaki tamirat sırasında eski bir 45’lik makinenin içinden Taner’in yıllar önce Selma için kaleme aldığı “Her makine eskir, arızalanır ama eskimeyecek tek şey sana olan sevgimdir” yazılı mektup çıktı; Selma gözyaşlarına hakim olamadı.
Ali ile Zehra Dağ Başında Mahsur: Selami ve Kadir’in kasabadaki husumeti bitirmek amacıyla kurduğu “çöpçatanlık tezgahı” beklenmedik bir maceraya dönüştü. Yardım bahanesiyle dağa çağrılan ve kurt ulumaları arasında telefonlarının şarjı biten Ali ve Zehra, terk edilmiş bir kulübeye sığındı. Ali’nin pillerden yaptığı pratik şarj düzeneği sayesinde geceyi atlatan ikili arasındaki düşmanlık yerini samimi bir dostluğa bıraktı.
Kümesten Ehliyet Sınavına Firar: Aslı’nın dedesi Kasım Emi, torununun ehliyet alıp araba sürmesini engellemek için onu kümese kilitledi. Durumu öğrenen Yusuf, emanet mobiletle yetişip Aslı’yı kümesten çıkardı ve son dakikada sınava yetiştirerek ehliyeti kazanmasını sağladı.
Saka Kuşları ve Bozkır Hatırası: Ramazan Mete, Salih Usta’dan alıp tamir ettiği eski fotoğraf makinesini çocukluk arkadaşı Selin’e hediye etti. İkili Dertli Kafe ve kasaba sokaklarında çekim yapıp yere düşen yavru saka kuşlarını sahiplenirken; günün sonunda Selin’in annesinin sert tepkisiyle karşılaştılar.
Köyleri Saran Gizemli Salgın: Çevre köylerden başlayıp kasabaya yayılan, sebebi belirlenemeyen yüksek ateş ve kusma salgını sağlık ocağını alarma geçirdi. Göçmen aşıcı Sidra Ana’nın torunu Çiçek de hastalanınca, Doktor Kenan içindeki acıları bir kenara bırakıp yeniden şifa dağıtmak için sahaya indi.
225. Bölüm Finalinde Neler Yaşandı?
Bölümün kapanışı üç cephede birden patlak veren fırtınalarla gerçekleşti:
Mahir Bey’den Zehra’ya Sürgün Tehdidi: Kızının Ali’ye olan hisleri yüzünden fabrikadaki makineleri sabote ettiğini çözen Mahir Bey, arabada Zehra’nın üzerine yürüdü; “Bir daha benim karşımdakilerle saf tutarsan, değil anneni, bu memleketi bile rüyanda zor görürsün!” diyerek öz kızına kapıyı gösterdi.
Kasım Emi’den Aslı’ya Zorla Evlilik Kararı: Aslı’nın Yusuf ile kaçıp ehliyet sınavına girdiğini öğrenen Kasım Emi çılgına döndü. Torununu eve hapsederek “Bundan sonra kapıdan dışarı adım atmak yok, sana derhal bir talip bulup evlendireceğim” restini çekti.
Doktor Kenan’ın Kız Evlat Acısı: Salgın nedeniyle kucağında getirilen küçük Çiçek’e müdahale eden Kenan, “Eğer kızım Çağla yaşasaydı tam bu yaşta olacaktı” diyerek gözyaşlarına boğuldu. Final, Ciritçi Abdullah’ın bozkırda yankılanan “Hak şerleri hayr eyler, zannetme ki gayr eyler… Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler” duasıyla mühürlendi.

