Haysiyet’in 4. bölümü, Karlıova evinin duvarlarını sarsan ağır bir baba-oğul kavgasıyla açıldı; ailesinin kendisine çizdiği sınırları yırtıp atmak isteyen Aziz, babası Sadık ve hane halkıyla ipleri koparma noktasına gelerek kapıyı vurup çıkarken, kardeşi Mehmet’in hemen ardından sokağa fırlaması iki kardeş arasındaki sarsılmaz bağı bir kez daha gözler önüne serdi. Kendi nakliye işini kurup ayakları üzerinde durmakta kararlı olan Aziz, araç bakım sahalarını gezip geçmişten gelen dost kapılarını çalarken eşi Suzan ve kucağına aldığı minik Emirhan’dan güç bularak yeni düzenini kurmaya girişti; aynı dakikalarda Mehmet ise Tarman ailesiyle arasındaki uçurumu aşıp deniz kenarında Simay ile buluşarak kırgınlıkları el ele tutuşulan sıcak bir barışmayla noktaladı. Hastane koridorlarında genç bir kadının elindeki tıbbi dosyayla başlayan beklenmedik yüzleşme yeni bir fırtınanın fitilini ateşlerken, Karlıova evinde Sadık ile Aziz arasında son kez sakin bir baba-oğul sohbeti gerçekleşti ve Aziz bu kez evden öfkeyle değil, adeta ailesiyle helalleşmiş gibi ayrıldı.
Bölümün finali ise gökyüzüyle cehennemin aynı anda ekrana getirildiği sarsıcı bir paralel kurguyla mühürlendi; bir tarafta bütün engelleri aşıp bindiği uçağın koltuğunda Simay’ın elini tutarak huzurlu bir yolculuğa çıkan Mehmet, diğer tarafta ise limanda nakliye araçlarının yüklendiği buz gibi beton zemin vardı. Beyaz kamyonun platform üzerinde hareket ettiği dakikalarda Aziz yükleme alanında işleri denetlerken, Karlıova evinde Nimet anne aniden ürperip elindekini yere düşürdü ve limandaki adamların dehşet içinde koşmasıyla kamera tekerleklerin dibine indi: Aziz, tonlarca ağırlıktaki kamyonun arkasında yerde hareketsiz, gözleri kapalı yatıyordu. Bölüm, koşan işçilerin feryatları ve dehşet dolu yüzleriyle renklerin solup ekranın karardığı o anda, Aziz’in akıbetini ölümle yaşam arasındaki ince çizgide bırakarak noktalandı.

