Amerika Birleşik Devletleri’nin Ohio eyaletinde yaşayan Ever Wong, ailesinin kendisi için hazırladığı gelecek planlarına uymaya çalışan 21 yaşında genç bir kadındır. Tayvan’dan Amerika’ya göç eden bir ailenin kızı olan Ever, çocukluğundan itibaren başarılı bir öğrenci olması, iyi bir üniversiteye gitmesi ve gelecekte saygın bir meslek edinmesi gerektiği düşüncesiyle büyütülmüştür.
Anne ve babası, kızlarının doktor olmasını istemekte ve yıllardır onun eğitim hayatını bu hedef doğrultusunda şekillendirmektedir. Ever de ailesini hayal kırıklığına uğratmamak için derslerine büyük önem vermiş, sosyal yaşamını ikinci plana atmış ve tıp fakültesine hazırlanmıştır.
Ancak genç kadının içinde ailesinden sakladığı bambaşka bir hayal bulunmaktadır.
Ever’in gerçek tutkusu danstır.
Müzik başladığında kendisini özgür hisseden Ever, dans ederken başkalarının beklentilerini düşünmek zorunda kalmamaktadır. Hareketlerin ve müziğin oluşturduğu dünyada, sürekli başarılı olmaya çalışan bir öğrenci yerine yalnızca kendisi olabilmektedir.
Bu nedenle New York’ta bulunan profesyonel bir dans topluluğunun seçmelerine katılmak istemektedir. Kabul edilmesi halinde tıp eğitimini erteleyerek dans kariyerine yönelme ihtimali bulunmaktadır.
Ancak böyle bir kararın ailesi tarafından nasıl karşılanacağını bilmemesi, genç kadının hayallerinin peşinden gitmesini zorlaştırmaktadır.
Üstelik anne ve babası, onun gelecek planlarını yeniden değiştirecek bir sürpriz hazırlamıştır.
Ever, yaz tatilinde dans seçmelerine hazırlanmayı düşünürken ailesi kendisini Tayvan’ın başkenti Taipei’ye göndermeye karar verir.
Sekiz hafta sürecek olan bu eğitim programının amacı, yurt dışında büyüyen Tayvan kökenli gençlerin kendi kültürlerini ve aile geçmişlerini daha yakından tanımalarını sağlamaktır.
Mandarin dili, Çin kaligrafisi, geleneksel tıp, tarih ve kültürel etkinliklerden oluşan programın, Ever’in akademik geleceğine önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Anne ve babası bu seyahati kızları için büyük bir fırsat olarak görse de Ever, yaz boyunca ders çalışmak zorunda kalacağı için hayal kırıklığı yaşar.
Özellikle dans topluluğunun seçmelerine hazırlanmak için ihtiyaç duyduğu zamanı kaybetmekten korkmaktadır.
Yine de ailesinin kararına karşı çıkamaz ve Taipei’ye doğru yola çıkar.
Ancak Tayvan’a ulaştığında kendisini bekleyen ortam, hayal ettiğinden çok daha farklıdır.
Huwei adı verilen kültürel eğitim programına dünyanın çeşitli yerlerinden gelen gençler katılmaktadır. Büyük bölümü, Ever gibi Asya kökenli ailelerin çocuklarıdır. Amerika’da büyümüş olmalarına rağmen kendi kültürleriyle yeniden bağlantı kurmak ve yeni arkadaşlıklar edinmek istemektedirler.
Ever, ilk gününde Sophie Ha adında son derece konuşkan ve sosyal bir genç kadınla tanışır.
New York çevresinde büyüyen Sophie, eğlenmeyi seven, kendine güvenen ve insanlarla kolayca yakınlık kurabilen biridir. Ever’in aksine çevresindeki herkesle rahatlıkla sohbet etmekte ve yeni deneyimler yaşamaktan çekinmemektedir.
İki genç kadın arasında kısa sürede bir arkadaşlık başlar.
Ancak Ever’i asıl şaşırtan şey, Sophie’nin eğitim programının gerçek amacı hakkında anlattıklarıdır.
Huwei, ailelerin düşündüğü gibi yalnızca derslerden oluşan ciddi bir yaz okulu değildir.
Öğrenciler arasında Loveboat adıyla tanınan program, aslında yeni arkadaşlıkların kurulduğu, gece kulüplerine gidildiği, partilerin düzenlendiği ve romantik ilişkilerin yaşandığı oldukça hareketli bir yaz deneyimidir.
Ailelerin çocuklarını kültürel eğitim almaları için gönderdiği bu program, gençler tarafından uzun zamandır özgürce eğlenebilecekleri bir fırsat olarak görülmektedir.
Ever, bu gerçeği öğrendiğinde başlangıçta ne düşüneceğini bilemez.
Hayatı boyunca kurallara uymaya alışmış biri olarak geceleri dışarı çıkmak, tanımadığı insanlarla eğlenmek ve programın katı disiplin kurallarını ihlal etmek, onun için son derece yabancı deneyimlerdir.
Ancak çevresindeki gençlerin rahat davranışları, zamanla Ever’in kendi yaşamına farklı gözle bakmasına neden olur.
Üstelik bu yeni ortamda, daha önce yalnızca gazete haberlerinden tanıdığı Rick Woo ile de karşılaşır.
Rick, genç yaşına rağmen akademik başarıları, müzik yeteneği ve spor alanındaki becerileriyle tanınan oldukça başarılı bir öğrencidir.
Üniversite eğitimi, kazandığı ödüller ve sahip olduğu yetenekler nedeniyle çevresindeki insanların büyük ilgi gösterdiği Rick, Ever’in ailesi tarafından da örnek gösterilen bir gençtir.
Özellikle Ever’in annesi, yıllardır Rick hakkındaki haberleri takip etmekte ve kızına onun başarılarını anlatmaktadır.
Bu nedenle Ever, Rick’i tanımadan önce bile onun hakkında çok şey bilmektedir.
Ancak bu durum, genç adama karşı hislerinin başlangıçta olumlu olmasını sağlamaz.
Ailesi tarafından sürekli Rick ile karşılaştırılmak, Ever’in onun hakkında önyargılı olmasına neden olmuştur.
Üstelik Sophie’nin Rick’in kuzeni olduğunu öğrenmesi, karşılaşmalarını daha da beklenmedik hale getirir.
Ever, başlangıçta Rick’in kendisini fazlasıyla önemseyen, sürekli başarılarından söz eden biri olacağını düşünmektedir.
Fakat onunla tanıştığında daha rahat, düşünceli ve arkadaş canlısı bir gençle karşılaşır.
Rick, Ever’in Tayvan’daki ilk günlerinde kendisini yalnız hissetmemesi için çaba gösterir. Şehri tanımasına yardımcı olur, yerel yemekleri keşfetmesini sağlar ve onu arkadaşlarıyla tanıştırır.
İkilinin birlikte vakit geçirmesi, Ever’in Rick hakkındaki düşüncelerinin değişmesine neden olur.
Ancak Rick’in sahip olduğu kusursuz görünümün ardında, başkalarının kolayca fark edemediği sorunlar da bulunmaktadır.
Ailesinin beklentileri, geçmişte yaşadığı romantik ilişki ve sürekli başarılı olma zorunluluğu, onun hayatını göründüğünden daha karmaşık hale getirmektedir.
Ever, Rick’i tanıdıkça yalnızca başarılı bir öğrenciyi değil, kendi kararlarını vermekte zaman zaman zorlanan bir insanı görmeye başlar.
Bu sırada Taipei’deki ilk gecelerinde Xavier Yeh adında başka bir gençle de tanışmıştır.
Xavier, Rick’ten oldukça farklı bir kişiliğe sahiptir.
Rahat tavırları, esprili konuşmaları ve kuralları fazla önemsemeyen davranışlarıyla dikkat çeken Xavier, Ever’in alışık olduğu insanlardan çok daha özgür görünmektedir.
Ailesinin varlıklı olması nedeniyle pek çok imkana sahip olmasına rağmen Xavier, hayatını yalnızca maddi başarılar üzerine kurmak istememektedir.
Sanata, çizime ve yaratıcılığa ilgi duyan genç adam, çevresindeki insanların kendisi hakkındaki beklentilerini sorgulamaktadır.
Ever ile ilk karşılaşmaları, genç kadının herkesin uyuduğu bir saatte tek başına dans çalıştığı sırada gerçekleşir.
Xavier’in onu dans ederken görmesi, aralarında beklenmedik bir sohbetin başlamasını sağlar.
Başlangıçta Ever, tanımadığı birinin dansını izlemesinden utanmaktadır. Ancak Xavier’in onun yeteneğini küçümsemek yerine samimi biçimde takdir etmesi, genç kadının kendisini daha rahat hissetmesine neden olur.
Böylece ikili arasında farklı bir yakınlık oluşmaya başlar.
Xavier’in rahat kişiliği ve yaratıcı yönü, Ever’in hayatındaki katı kurallardan uzaklaşmasına yardımcı olur.
Ancak genç kadının Taipei’deki amacı yalnızca yeni insanlarla tanışmak değildir.
Dans topluluğunun seçmelerine hazırlanabilmek için uygun bir çalışma alanı bulması gerekmektedir.
Bu konuda yardım isteyebileceği kişi ise annesinin kız kardeşi olan Shu teyzesidir.
Taipei’de yaşayan Shu, ailesinin diğer üyelerinden oldukça farklı bir hayat sürmektedir.
Gençliğinde dünyayı dolaşmış, sanata ilgi duymuş ve geleneksel yaşam beklentilerine bağlı kalmadan kendi yolunu çizmiştir.
Şehirde sanatçıların eserlerini sergileyebildikleri bir galeri ve yaratıcı çalışma alanı bulunan Shu, Ever’in gözünde uzun zamandır örnek aldığı insanlardan biridir.
Ever, teyzesinin yanında kendisini daha rahat hissetmektedir.
Özellikle hayatını kendi kararlarına göre yaşamış olan Shu’nun düşünceleri, genç kadının geleceğe ilişkin korkularını sorgulamasına yardımcı olur.
Ever, dans topluluğunun seçmelerine katılmak istediğini ancak anne ve babasının bunu bilmediğini anlattığında Shu onu dinler.
Genç kadının sanata duyduğu tutkuyu küçümsemek yerine yeteneklerini geliştirmesi için destek olmaya çalışır.
Teyzesinin yardımıyla uygun bir çalışma alanı bulan Ever, dans seçmeleri için hazırlık yapmaya başlar.
Ancak bütün bu gelişmeleri ailesinden gizlemek zorundadır.
Anne ve babası, Taipei’deki zamanını Mandarin öğrenerek ve gelecekteki tıp eğitimine katkı sağlayacak etkinliklere katılarak geçirdiğini düşünmektedir.
Ever ise günlerinin bir bölümünü derslerde, kalan zamanını dans çalışmaları ve yeni arkadaşlarıyla geçirmektedir.
Bu iki farklı yaşam arasında denge kurmak, zamanla giderek zorlaşır.
Üstelik Sophie’nin etkisiyle katıldığı gece eğlenceleri, genç kadının daha önce hiç yaşamadığı deneyimlerle tanışmasını sağlar.
Taipei’nin hareketli sokakları, gece pazarları, renkli mekanları ve farklı yemek kültürü, Ever’in dünyasını genişletmektedir.
Genç kadın, daha önce yalnızca ailesinden dinlediği Tayvan kültürünü bu kez kendi gözleriyle keşfetmektedir.
Sokak lezzetlerini denemek, kalabalık gece pazarlarında dolaşmak ve şehrin tarihi hakkında bilgi edinmek, onun bu ülkeyle kurduğu bağı güçlendirir.
Özellikle Rick ile geçirdiği zamanlarda Tayvan’ın geleneksel yemeklerine ve aile ilişkilerine ilişkin yeni şeyler öğrenmektedir.
Rick, başarılı akademik kariyerine rağmen yemek yapmaya büyük ilgi duymakta ve mutfakta zaman geçirmekten keyif almaktadır.
Ever, onun bu yönünü öğrendiğinde genç adamın da kendi ailesinin beklentilerinden farklı hayalleri olabileceğini fark eder.
İkili, zamanla yalnızca arkadaş olarak değil, romantik açıdan da birbirlerine yaklaşmaya başlar.
Ancak Rick’in geçmişteki ilişkisi ve ailesinin gelecek planları, aralarındaki yakınlığı karmaşık hale getirmektedir.
Özellikle başarılı insanların bir araya geldiği gösterişli bir aile davetine katılmak, Ever’in daha önce üzerinde fazla düşünmediği bazı sorunlarla karşılaşmasına neden olur.
Rick’in ailesi, genç adamın akademik başarısına, sosyal çevresine ve gelecekte sahip olacağı kariyere büyük önem vermektedir.
Bu ortamda Ever’in de tıp eğitimine devam edeceği ve ailesinin mesleki geleneğini sürdüreceği varsayılmaktadır.
Ancak genç kadın, geleceği hakkında başkalarının konuşmasını dinledikçe kendisini giderek daha fazla rahatsız hissetmeye başlar.
Çünkü artık kendi hayatı için farklı bir gelecek düşünmektedir.
Dans etmek, sanatla ilgilenmek ve kendi kararlarını vermek istemektedir.
Rick’in ailesinin beklentileri karşısındaki davranışları ise Ever’in onunla arasındaki ilişkiyi yeniden değerlendirmesine neden olur.
Bu sırada Xavier ile olan arkadaşlığı da farklı bir anlam kazanmaya başlamıştır.
Xavier, Ever’in yalnızca başarılı bir öğrenci olarak görülmesinden hoşlanmadığını anlamakta ve onun sanata duyduğu ilgiyi desteklemektedir.
Genç adamın kendisinin de sanatla uğraşması, aralarında ortak bir bağ oluşturur.
Ancak Xavier’in hayatında da ailevi sorunlar bulunmaktadır.
Varlıklı bir ailenin mensubu olması, onun her istediğini kolayca gerçekleştirebildiği anlamına gelmemektedir.
Babasıyla yaşadığı anlaşmazlıklar, aile şirketiyle ilgili beklentiler ve kendi geleceğini belirleme isteği, Xavier’in hayatında önemli bir yer tutmaktadır.
Ever, dışarıdan rahat görünen bu genç adamın da kendisine benzeyen korkular taşıdığını fark etmeye başlar.
Böylece Taipei’deki yaz programı, genç kadın için romantik ilişkilerin ötesinde önemli bir kendini tanıma sürecine dönüşür.
Bir tarafta ailesinin yıllardır örnek gösterdiği başarılı Rick, diğer tarafta hayata daha özgür yaklaşan Xavier bulunmaktadır.
İki genç adam da Ever’in hayatında farklı duygular uyandırmakta ve geleceğe ilişkin düşüncelerini etkilemektedir.
Ancak asıl mesele, hangisine yakınlık duyduğundan daha büyüktür.
Ever, hayatını başkalarının beklentilerine göre şekillendirmek yerine kendi kararlarını verebilecek cesareti bulmak zorundadır.
Bu sırada Sophie ile kurduğu arkadaşlık da çeşitli sınavlardan geçmektedir.
Sophie, eğlenmeyi seven ve rahat davranan kişiliğiyle Ever’in kabuğundan çıkmasına yardımcı olmuştur. Ancak onun da aile hayatıyla, romantik ilişkileriyle ve kendi geleceğiyle ilgili çözmesi gereken sorunlar bulunmaktadır.
İki genç kadın, zaman zaman birbirlerinin kararlarını anlamakta zorlanmalarına rağmen Taipei’deki deneyimlerin hayatlarında önemli bir yere sahip olduğunu fark etmektedir.
Programın ilerleyen haftalarında gerçekleşen beklenmedik bir doğal afet ise şehrin günlük yaşamını değiştirir.
Taipei’yi etkileyen güçlü bir tayfun, öğrencilerin planlarını, düzenlenen etkinlikleri ve şehirde yaşayan insanların hayatını olumsuz etkiler.
Ever, yaşanan olayların ardından yalnızca kendi geleceğine odaklanmanın yeterli olmadığını düşünmeye başlar.
Teyzesi Shu’nun sanat dünyasında kurduğu ilişkiler, birlikte çalıştığı insanlar ve şehirde tanıştığı arkadaşları, genç kadının hayatına farklı bir anlam kazandırmaktadır.
Özellikle sanatın yalnızca kişisel başarı elde etmekten ibaret olmadığını, insanları bir araya getirebilen ve zor zamanlarda onlara güç verebilen bir ifade biçimi olduğunu keşfeder.
Dans onun için artık yalnızca katılmak istediği bir seçme sınavı değildir.
Kendisini tanımanın, duygularını anlatmanın ve başkalarıyla bağlantı kurmanın önemli bir yolu haline gelmiştir.
Yaz programının sonuna yaklaşırken Ever, ailesiyle ilgili korkularıyla da yüzleşmek zorunda olduğunu fark eder.
Anne ve babasına tıp okumak konusundaki düşüncelerini açıkça söylemek, yıllardır kaçındığı bir konuşmadır.
Ancak Taipei’de geçirdiği zaman, ona hayatın bütün ayrıntılarını önceden planlamanın mümkün olmadığını göstermiştir.
Rick ve Xavier ile kurduğu ilişkiler de bu değişimin bir parçasıdır.
Her iki genç adam, Ever’in kendisini farklı yönlerden tanımasına yardımcı olurken romantik duygularını değerlendirmesini de zorlaştırmaktadır.
Üstelik yaz tatili sona erdiğinde herkesin kendi hayatına geri dönmesi gerekecektir.
Ever, gelecekte ne yapmak istediğini tam olarak bilmeden önemli kararlar vermek zorunda kalabileceğinin farkındadır.
Bütün bu gelişmeler, genç kadının yıllardır ailesinin beklentileri doğrultusunda sürdürdüğü yaşamı yeniden değerlendirmesini sağlar.
Love in Taipei (2023), ailesinin isteğiyle Tayvan’daki bir yaz programına katılan Ever Wong’un, burada tanıştığı yeni arkadaşları, yaşadığı romantik yakınlaşmalar ve dans tutkusu sayesinde kendi kimliğini keşfetmesini konu alan romantik komedi ve gençlik filmidir.
Arvin Chen’in yönetmenliğini üstlendiği yapım, Abigail Hing Wen’in Loveboat, Taipei adlı romanından uyarlanmıştır.
Ashley Liao’nun canlandırdığı Ever Wong, ailesini mutlu etmek isteyen ancak kendi hayallerini gerçekleştirmek için cesarete ihtiyaç duyan genç bir kadın olarak hikayenin merkezinde bulunuyor.
Ross Butler’ın hayat verdiği Rick Woo, başarılarıyla çevresindeki herkesin dikkatini çeken ancak kendi ailesinin beklentileriyle mücadele eden bir karakter olarak öne çıkarken Nico Hiraga’nın canlandırdığı Xavier Yeh, sanatçı kişiliği ve özgür yaşam anlayışıyla Ever’in hayatında önemli bir yer ediniyor.
Chelsea Zhang’ın canlandırdığı Sophie ve Cindy Cheung’un hayat verdiği Shu teyze ise Ever’in Taipei’deki deneyimlerinin şekillenmesinde önemli roller üstleniyor.
Tayvan’ın hareketli sokakları, geleneksel pazarları, yemek kültürü ve renkli gece hayatı eşliğinde gelişen hikaye; aile baskısı, kültürel kimlik, ilk aşk, arkadaşlık, hayaller ve bireysel özgürlük gibi temaları ele alıyor.
Love in Taipei, başkalarının beklentilerini karşılamak için yaşamaya alışmış genç bir kadının, kendisine ait bir gelecek kurabilmek için önce gerçekten ne istediğini keşfetmesi gerektiğini anlatan eğlenceli ve duygusal bir büyüme hikayesi sunuyor.

