Film Konuları

Sen, Ben, Biz (You, Me, Us – 2026) Film Konusu

30 Ekim 2026 · dizikonusu
[Toplam:0    Ortalama:0/5]

İtalya’da yaşayan Lucia Marangolo, hayatını kendi kurallarına göre sürdürmeye alışmış, bağımsızlığına önem veren ve geleceği hakkında kesin planlar yapmaktan hoşlanmayan genç bir kadındır. İnsanlarla kolayca yakınlık kurabilmesine rağmen uzun süreli sorumluluklar üstlenmek konusunda oldukça temkinli davranmaktadır. Özellikle evlilik, çocuk sahibi olmak ve geleneksel bir aile düzeni kurmak gibi konular, onun hayatında hiçbir zaman öncelikli bir yer tutmamıştır.

Lucia’nın düşüncelerinin şekillenmesinde çocukluk yıllarında yaşadığı aile sorunlarının önemli bir etkisi bulunmaktadır.

Babasını hiç tanımayan genç kadın, annesi Celeste ile de yakın bir ilişki kuramamıştır. Çocukluğunun büyük bölümünü Apulia’da büyükanne ve büyükbabasının yanında geçirmiştir. Annesinin hayatında yeterince yer almaması, Lucia’nın insanlara güvenmekte ve kalıcı ilişkiler kurmakta zorlanmasına neden olmuştur.

Yıllar geçtikçe kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenen Lucia, farklı işlerde çalışmış ve ne yapmak istediğini anlamaya çalışmıştır. Sonunda hemşirelik eğitimi almaya karar vermiş, insanlara yardımcı olabileceği bir meslekte kendisine yeni bir gelecek hazırlamaya başlamıştır.

Ancak Lucia’nın hayatındaki en önemli değişim, geçirdiği ciddi bir trafik kazasıyla gerçekleşir.

Bir gece otomobilinin kontrolünü kaybeden Lucia, aracın içinde sıkışıp kalır. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, genç kadını güvenli şekilde dışarı çıkarmak için çalışmaya başlar.

Kurtarma operasyonunda görev yapan itfaiyeci Simone Amati, Lucia ile ilgilenmektedir.

Simone, disiplinli, sabırlı ve sorumluluk sahibi bir adamdır. İnsanların hayatını kurtarmayı meslek edinmiş olması, onun düzenli ve güvenilir kişiliğiyle uyumludur.

Ancak Lucia’yı araçtan çıkarmaya çalıştığında beklenmedik bir durumla karşılaşır.

Genç kadın, içinde bulunduğu tehlikeye rağmen son derece rahat davranmakta, ciddi sorulara esprili cevaplar vermekte ve kurtarma işlemini geciktirecek şekilde Simone ile pazarlık etmektedir.

Simone, araçta yakıt sızıntısı bulunduğunu söyleyerek Lucia’nın hemen çıkarılması gerektiğini anlatmaya çalışırken genç kadın, birkaç dakika daha beklemek istediğini belirtir.

İkili arasında gelişen bu alışılmadık sohbet, birbirlerinin dikkatini çekmelerine neden olur.

Simone, karşısındaki kadının rahat tavırlarına şaşırırken Lucia da genç itfaiyecinin sakin ve yardımsever davranışlarından etkilenir.

Kazanın ardından hastaneye kaldırılan Lucia, ertesi gün beklenmedik bir ziyaretçiyle karşılaşır.

Simone, nöbetinin bitmesinin ardından onun sağlık durumunu öğrenmek için hastaneye gelmiştir.

Lucia, kazanın bazı ayrıntılarını hatırlamakta zorlanmaktadır. Özellikle otomobilinin nerede olduğunu ve araçta kalan ev anahtarlarını nasıl alabileceğini öğrenmek istemektedir.

Simone, ona yardımcı olmayı teklif eder.

Birlikte geçirdikleri zaman, aralarında kısa sürede samimi bir yakınlık oluşmasını sağlar.

Ancak her iki genç de başlangıçta ciddi bir ilişki düşünmemektedir.

Lucia, çocuk sahibi olamayacağını ve anne olmak istemediğini açıkça söylemektedir. Simone da o dönemde çocuk sahibi olmak gibi bir planı bulunmadığını belirtir.

Böylece ikili, geleceğe ilişkin büyük beklentiler oluşturmadan birbirlerini tanımaya başlar.

Fakat bu beklenmedik karşılaşma, düşündüklerinden çok daha uzun soluklu bir ilişkinin başlangıcına dönüşür.

Aradan dört yıl geçtiğinde Lucia ve Simone, artık aynı evi paylaşan bir çifttir.

Günlük yaşamları birbirinden oldukça farklı alışkanlıklarla şekillenmektedir.

Simone, düzenli bir hayat sürmekten hoşlanmaktadır. İş programını, aile ziyaretlerini ve günlük sorumluluklarını önceden planlamaya çalışır. Eşyalarının belirli bir yerde bulunmasını, evde belli bir düzenin korunmasını ve verilen sözlerin yerine getirilmesini önemser.

Lucia ise çok daha rahat bir yaşam anlayışına sahiptir.

Evin dağınık olması, planların son anda değişmesi veya yeni bir karar alınması onun için büyük bir sorun değildir. Hayatın her ayrıntısını kontrol etmeye çalışmanın gereksiz olduğunu düşünmektedir.

Bu farklılıklar, çift arasında zaman zaman komik tartışmalar yaşanmasına neden olur.

Ancak birbirlerini sevdikleri için anlaşmazlıklarını çoğu zaman büyütmeden çözebilmektedirler.

Lucia’nın hareketli ve bağımsız kişiliği, Simone’nin hayatına heyecan katarken Simone’nin güvenilir ve sakin davranışları da Lucia’nın kendisini güvende hissetmesine yardımcı olmaktadır.

Yine de ilişkilerinde çözülmemiş bazı meseleler bulunmaktadır.

Bunların başında aile kurma düşüncesi gelmektedir.

Simone, kalabalık ve birbirine bağlı bir ailede büyümüştür.

Annesi Ornella, babası Giorgio ve kardeşleri, onun hayatında her zaman önemli bir yer tutmaktadır. Aile üyeleri özellikle pazar günleri bir araya gelmekte, yemek sofralarında saatlerce sohbet etmekte ve birbirlerinin hayatlarına yakından ilgi göstermektedir.

Bu ortam, Simone için sevgi ve güvenin doğal bir parçasıdır.

Ancak Lucia, bu kadar yakın aile ilişkilerine alışkın değildir.

Simone’nin ailesiyle gerçekleştirilen kalabalık toplantılarda kendisini zaman zaman dışarıdan gelen biri gibi hissetmektedir.

Özellikle Ornella’nın oğlunun hayatına sürekli müdahale etmesi, Lucia’yı rahatsız etmektedir.

Ornella, geleneksel aile değerlerine büyük önem veren bir kadındır. Oğlunun evlenmesini, düzenli bir hayat kurmasını ve çocuk sahibi olmasını istemektedir.

Lucia’nın farklı işlerde çalışmış olması ve evlilik konusunda isteksiz davranması, onun gözünde bazı soru işaretleri yaratmaktadır.

Üstelik Ornella, Simone’nin yıllar önce ayrıldığı eski sevgilisi Rebecca ile de yakınlığını sürdürmektedir.

Rebecca’nın aile toplantılarına katılmaya devam etmesi, Lucia ile Simone arasındaki ilişkide zaman zaman rahatsız edici durumların ortaya çıkmasına neden olur.

Simone ise ailesinin davranışlarını çoğu zaman olağan karşılamaktadır.

Çocukluğundan beri alışkın olduğu bu yakınlığın, Lucia açısından neden yorucu olabileceğini anlamakta zorlanmaktadır.

İkili arasındaki farklılıklar, Simone’nin ailesindeki bir vaftiz töreninin ardından daha belirgin hale gelir.

Ailenin yeni doğan üyeleriyle bir araya gelmek, Simone’nin geleceğe ilişkin düşüncelerini değiştirmeye başlar.

Küçük çocuklarla vakit geçirmek, onların büyümesine tanıklık etmek ve kendisinin de bir gün baba olabileceğini hayal etmek, Simone’de daha önce fark etmediği bir istek uyandırır.

Ancak Lucia’nın çocuk sahibi olma konusundaki düşüncelerini çok iyi bilmektedir.

Genç kadın, ilişkilerinin başlangıcından itibaren anne olmak istemediğini söylemiştir.

Bu nedenle Simone, konuyu nasıl açacağını uzun süre düşünür.

Sonunda bir gün Lucia’ya evlat edinme ihtimalini hiç değerlendirip değerlendirmediğini sorar.

Başlangıçta sıradan bir sohbet gibi görünen bu konuşma, çift arasında ciddi bir tartışmaya dönüşür.

Lucia, Simone’nin böyle bir öneride bulunmasına şaşırır.

Ona göre ilişkilerinin temelinde, ikisinin de çocuk istemediği konusunda varılmış açık bir anlaşma bulunmaktadır.

Simone’nin yıllar sonra bu kararını değiştirmesi, Lucia’nın kendisini aldatılmış gibi hissetmesine neden olur.

Üstelik genç kadın, çocuk sahibi olamamasının gelecekte ilişkileri için bir sorun yaratabileceğinden uzun zamandır endişelenmektedir.

Evlat edinme önerisi, bu korkuların yeniden ortaya çıkmasına yol açar.

Simone ise Lucia’yı baskı altında bırakmak istemediğini söylemektedir.

Yalnızca birlikte farklı bir gelecek kurabileceklerini düşünmeye başlamıştır.

Ancak bu açıklama, aralarındaki gerginliği hemen ortadan kaldırmaz.

İkili, geleceğe yönelik beklentilerinin gerçekten aynı olup olmadığını sorgulamaya başlar.

Bu sırada Simone’nin itfaiyedeki görevlerinden biri sırasında yaşadığı sağlık sorunu, Lucia’nın hayatına farklı bir açıdan bakmasına neden olur.

Tehlikeli bir müdahale sırasında fenalaşan Simone’nin hastaneye kaldırılması, genç kadını ciddi şekilde korkutur.

Birlikte geçirdikleri dört yılın ardından Simone’yi kaybetme ihtimalini düşünmek, Lucia’nın ilişkilerinin kendisi için ne kadar önemli olduğunu yeniden anlamasını sağlar.

Böylece gelecekle ilgili konuşmalarına farklı bir yaklaşım getirmeye karar verir.

Lucia ve Simone, evlat edinme ihtimalini araştırmaya başlar.

Ancak çok geçmeden bunun yalnızca bir başvuru formu doldurmaktan ibaret olmadığını öğrenirler.

Evlat edinmek isteyen çiftlerin uzun bir değerlendirme sürecinden geçmeleri gerekmektedir.

Maddi durumları, yaşadıkları evin koşulları, sağlık geçmişleri, aile ilişkileri ve çocuk yetiştirmeye ne kadar hazır oldukları ayrıntılı biçimde incelenmektedir.

Üstelik çiftlerin kendi geçmişlerindeki sorunlarla nasıl başa çıktıkları da değerlendirmenin önemli bir parçasıdır.

Lucia ve Simone, bu süreçte birbirlerini ne kadar iyi tanıdıklarını yeniden sorgulamak zorunda kalır.

İlk bilgilendirme toplantısına katıldıklarında karşılaştıkları atmosfer, özellikle Lucia’yı tedirgin eder.

Toplantıyı yöneten görevliler, evlat edinmenin büyük bir sorumluluk gerektirdiğini anlatmaktadır.

Yeni bir aileye katılan çocukların geçmişte yaşamış olabilecekleri kayıplar ve duygusal sorunlar, çiftlerin dikkat etmesi gereken önemli konular arasında bulunmaktadır.

Ancak Lucia, yapılan bazı açıklamaların çocuklar hakkında gereğinden fazla olumsuz düşünceler içerdiğini hissetmektedir.

Ona göre her çocuğun geleceği, geçmişte yaşadıklarıyla belirlenmemelidir.

Simone ise toplantı boyunca mümkün olduğunca kurallara uymaya ve görevliler üzerinde olumlu bir izlenim bırakmaya çalışmaktadır.

İkilinin farklı yaklaşımları, daha ilk görüşmede kendisini göstermeye başlar.

Başvuru için gerekli belgeler de yeni sorunlar doğurur.

Özellikle evlilikle ilgili şartlar, Lucia’nın uzun zamandır uzak durduğu bir konuyu yeniden gündeme getirir.

Genç kadın, ilişkilerinin zaten güçlü olduğunu ve birlikte yaşamak için resmi bir evlilik belgesine ihtiyaç duymadıklarını düşünmektedir.

Simone ise evlenmenin, ortak gelecekleri açısından önemli bir adım olabileceğine inanmaktadır.

Ancak Lucia, yalnızca bir kurum istediği için evlenmek istememektedir.

Bu düşünce, ikili arasında yeni bir anlaşmazlığın başlangıcı olur.

Üstelik Simone’nin annesi Ornella’nın konuya dahil olması, durumu daha da karmaşık hale getirir.

Ornella, oğlunun evlat edinme kararından haberdar olduğunda başlangıçta sevinmesine rağmen Lucia’nın bu sorumluluğa hazır olup olmadığını sorgulamaktadır.

Genç kadının geçmişte sık sık iş değiştirmiş olması ve aile hayatına mesafeli yaklaşması, onun gözünde endişe verici özelliklerdir.

Simone ise Lucia’nın sürekli eleştirilmesinden rahatsız olmaktadır.

Yıllardır birlikte yaşadığı kadının yeteneklerini ve güçlü yanlarını ailesine anlatmaya çalışsa da Ornella’nın düşüncelerini değiştirmek kolay değildir.

Dahası, Lucia’nın annesi Celeste ile arasındaki kopuk ilişki de evlat edinme başvurusunda önemli bir sorun haline gelir.

Bazı belgelerin tamamlanabilmesi için aile üyelerinin bilgilerine ve onaylarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Lucia, uzun zamandır görüşmediği annesinden yardım istemek zorunda kalma ihtimaline sert tepki gösterir.

Çocukluğunda kendisiyle ilgilenmeyen birinin, şimdi hayatındaki en önemli kararlardan birine dahil edilmesini adil bulmamaktadır.

Simone ise bu sorunun er ya da geç çözülmesi gerektiğini düşünmektedir.

Ancak Lucia için Celeste ile yeniden iletişim kurmak, yalnızca eksik bir belgeyi tamamlamak anlamına gelmemektedir.

Aynı zamanda çocukluğundan beri içinde taşıdığı kırgınlıklarla yüzleşmek zorundadır.

İkili, başvuru sürecinde başka çiftlerle de tanışmaktadır.

Bunlardan biri Claudia ve Giorgio’dur.

Claudia ile Giorgio, Lucia ve Simone’den farklı bir hayat sürmektedir.

Maddi imkanları geniş olan çift, büyük bir evde yaşamakta ve gelecekle ilgili ayrıntılı planlar yapmaktadır.

Ancak onların da çocuk sahibi olmak konusunda karşılaştıkları zorluklar bulunmaktadır.

İki çift, aynı değerlendirme sürecinde bulunmaları nedeniyle birbirlerine yakınlık duymaya başlar.

Görüşmelerin ardından birlikte vakit geçirmek, yaşadıkları sorunları paylaşmak ve birbirlerine tavsiyelerde bulunmak, başlangıçta Lucia ile Simone için rahatlatıcı bir deneyimdir.

Ancak zamanla bu yeni arkadaşlık, beklenmedik bazı soruları da beraberinde getirir.

Özellikle aile kurmak için insanların neleri göze alabileceği ve kişisel sınırların nerede başlayıp nerede sona erdiği, çiftler arasında tartışma konusu olmaya başlar.

Lucia ve Simone, başka insanların sorunlarını dinlerken kendi ilişkilerindeki anlaşmazlıkları da farklı bir açıdan değerlendirmektedir.

Bu sırada evlat edinme sürecindeki psikolojik görüşmeler daha önemli hale gelir.

Çift, Silvana Zappacosta adlı deneyimli bir terapistle tanışır.

Zappacosta, yıllarca çiftlerle ve ailelerle çalışmış, insanların davranışlarını dikkatle değerlendiren son derece gözlemci bir uzmandır.

Lucia ve Simone’nin birbirlerinden ne kadar farklı olduklarını kısa sürede fark eder.

Simone, görüşmeler sırasında her soruya doğru cevap vermeye çalışan, kurallara bağlı ve dikkatli bir profil sergilemektedir.

Lucia ise soruları gereğinden fazla kişisel bulmakta ve bazı konularda kendisini savunma ihtiyacı hissetmektedir.

Özellikle neden çocuk sahibi olmak istedikleri sorulduğunda aralarındaki farklılık yeniden ortaya çıkar.

Simone, bir çocuğa güvenli ve sevgi dolu bir aile ortamı sunmak istediklerini anlatmaktadır.

Lucia ise bu isteğin tek bir nedene bağlanamayacağını düşünmektedir.

Ona göre insanın anne ya da baba olmak istemesinin arkasında farklı duygular bulunabilir.

Ancak değerlendirme sürecinin her aşamasında kendisini açıklamak zorunda kalmak, genç kadının giderek daha fazla rahatsız hissetmesine neden olur.

Zappacosta’nın aile geçmişleriyle ilgili soruları da önemli sorunlar ortaya çıkarır.

Simone, çocukluğunu sevgi dolu ve kalabalık bir ailede geçirmiştir.

Lucia ise annesinin yokluğuyla büyümüş, kendisini korumak için erken yaşlarda bağımsız davranmayı öğrenmiştir.

Bu iki farklı geçmiş, onların çocuk yetiştirme konusundaki düşüncelerini de etkilemektedir.

Simone, kendi ailesinde gördüğü yakınlığı gelecekteki çocuğuna sunmak istemektedir.

Lucia ise bir çocuğun yalnızca sevgiyle değil, özgürlük ve anlayışla da büyütülmesi gerektiğine inanmaktadır.

Bu nedenle değerlendirme sürecindeki her soru, ikisinin geçmişte fark etmediği yeni bir anlaşmazlığı ortaya çıkarabilmektedir.

Üstelik Lucia’nın iş hayatında yaşadığı beklenmedik bir olay da başvuruyu tehlikeye atabilecek yeni bir sorun oluşturur.

Genç kadın, çalıştığı yerde kullanımdan kaldırıldığını düşündüğü bir eşyayla ilgili yanlış bir karar verir.

Başlangıçta önemsiz gördüğü bu davranış, iş yerindeki yöneticisi Alfio tarafından ciddi bir disiplin sorunu olarak değerlendirilir.

Lucia, olayın büyütülmesine anlam verememekte ve hiçbir kötü niyeti olmadığını savunmaktadır.

Ancak evlat edinme başvurusunun devam ettiği bir dönemde yaşanan bu sorun, Simone’nin endişelenmesine neden olur.

Çift, resmi değerlendirmeler sırasında ortaya çıkabilecek her ayrıntının gelecekteki kararları etkileyebileceğini bilmektedir.

Bunun üzerine iş hayatlarını, yaşadıkları evi ve aile ilişkilerini yeniden düzenlemeye çalışırlar.

Özellikle mevcut evlerinin çocuk yetiştirmek için yeterli olup olmadığı, başvuru sürecinin önemli meselelerinden biri haline gelir.

Simone, ailesine daha yakın ve daha büyük bir eve taşınmanın işleri kolaylaştırabileceğini düşünmektedir.

Lucia ise ev seçiminin yalnızca kurumun beklentilerine göre yapılmasını istememektedir.

Birlikte yaşayacakları yerin kendileri için de doğru olması gerektiğine inanmaktadır.

Bu farklı düşünceler, çiftin gelecekle ilgili kararlarında yeniden karşı karşıya gelmesine neden olur.

Lucia için sorun giderek daha açık hale gelmektedir.

Hayatı boyunca başkalarının beklentilerinden uzak durmaya çalışmıştır.

Şimdi ise anne olabilmek için işini, yaşadığı evi, aile ilişkilerini ve özel hayatını başka insanların değerlendirmesine açmak zorundadır.

Üstelik bu süreç, çocukluğunda yaşadığı terk edilme duygusunu yeniden gündeme getirmektedir.

Lucia, bir çocuğun kendisini yalnız hissetmesinin ne anlama geldiğini çok iyi bilmektedir.

Ancak kendi geçmişindeki sorunlarla yüzleşmeden başka bir çocuğa nasıl güvenli bir ortam sunabileceği sorusu, onun için giderek daha önemli hale gelir.

Simone ise başka bir zorlukla mücadele etmektedir.

Kendisini her zaman sorumluluk sahibi ve güvenilir biri olarak görmesine rağmen duygularını açıkça ifade etmekte zorlandığını fark eder.

Ailesiyle olan yakınlığı ve günlük hayatındaki düzen, onun bazı sorunları görmezden gelmesine neden olmuştur.

Özellikle Lucia’nın kendisini neden zaman zaman baskı altında hissettiğini anlamak, düşündüğü kadar kolay değildir.

İkili, evlat edinme sürecinin aslında yalnızca bir çocuğa hazırlanmakla ilgili olmadığını fark etmeye başlar.

Yıllardır birlikte olmalarına rağmen birbirlerinin geçmişini, korkularını ve gelecekten beklentilerini yeterince tanımıyor olabilirler.

Bir tarafta bir aile kurma hayali, diğer tarafta ise bu hayali gerçekleştirmek için değiştirmeleri gereken alışkanlıklar bulunmaktadır.

Üstelik çevrelerindeki insanların beklentileri, doğru karar vermelerini daha da zorlaştırmaktadır.

Simone’nin annesi Ornella, geleneksel bir aile düzeni kurulması gerektiğini savunurken Lucia’nın annesi Celeste ile yaşadığı kopukluk, genç kadının geçmişle bağını yeniden değerlendirmesine neden olmaktadır.

Claudia ve Giorgio ile kurdukları arkadaşlık, çocuk sahibi olma isteğinin insanlar üzerinde nasıl farklı etkiler yaratabildiğini göstermektedir.

Silvana Zappacosta’nın yürüttüğü görüşmeler ise ikisini yalnızca kurumun beklentileriyle değil, kendi duygularıyla da yüzleşmeye zorlamaktadır.

Başlangıçta evlat edinmeyi birlikte atılacak güzel bir adım olarak gören Lucia ve Simone, artık bu kararın ilişkilerini ne kadar değiştirebileceğini anlamaya başlar.

Birbirlerini sevmeleri, her konuda aynı düşünmeleri gerektiği anlamına gelmemektedir.

Ancak farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmek için birbirlerini gerçekten dinlemeleri gerekmektedir.

Özellikle geçmişte yaşanan kayıplar, ailelerden gelen baskılar ve geleceğe ilişkin korkular, çiftin ilişkisinin ne kadar güçlü olduğunu sorgulamasına neden olur.

Sen, Ben, Biz (You, Me, Us – 2026), birbirinden oldukça farklı kişiliklere sahip Lucia ve Simone’nin evlat edinme kararıyla değişen hayatlarını konu alan romantik komedi ve dram filmidir.

Daniele Luchetti’nin yönetmenliğini üstlendiği yapım, dört yıllık ilişkilerini yeni bir aşamaya taşımak isteyen iki insanın karşılaştığı sorunları sıcak, esprili ve zaman zaman duygusal bir anlatımla ele alıyor.

Elio Germano’nun canlandırdığı Simone Amati, ailesine bağlı, kuralları önemseyen ve geleceğini güvenli bir düzene oturtmak isteyen bir itfaiyeci olarak hikayenin merkezinde yer alıyor.

Maria Chiara Giannetta’nın hayat verdiği Lucia Marangolo ise bağımsız kişiliği, alışılmadık kararları ve geçmişten gelen duygusal yaralarıyla Simone’nin hayatına farklı bir bakış açısı kazandırıyor.

Anna Bonaiuto’nun canlandırdığı Silvana Zappacosta, çiftin evlat edinmeye ne kadar hazır olduğunu değerlendiren deneyimli bir uzman olarak dikkat çekerken Francesca Romana De Martini’nin hayat verdiği Ornella, Simone’nin aile hayatına müdahale etmekten vazgeçmeyen annesi olarak hikayenin komedi yönüne katkı sağlıyor.

Ilaria Spada ve Filippo Nigro’nun canlandırdığı Claudia ile Giorgio da çocuk sahibi olma konusunda farklı sorunlar yaşayan başka bir çift olarak öne çıkıyor.

İtalya’da geçen You, Me, Us, evlilik, aile ilişkileri, çocuk sahibi olma isteği, evlat edinme, geçmiş travmalar ve kişisel özgürlük gibi konuları ele alırken sevginin yalnızca bir arada kalmakla değil, gerektiğinde değişmeyi ve karşısındaki insanı anlamayı kabul etmekle de ilgili olduğunu hatırlatan bir hikaye sunuyor.

Yorum Yap

Yorum yapmak için yalnızca adınızı yazmanız yeterli.