Sevdan Bir Ateş’in 4. bölümü, yağmurun toprağı balçığa çevirdiği kör bir gecede, iki ayrı çukurdan yükselen can pazarıyla açıldı. Bir tarafta Safura’nın hareketsiz bedenini molozların arasından çekip çıkaran Mirza, diğer tarafta karanlık bir taş kuyunun dibinde tek başına bekleyen küçük Hüma… Fener ışıkları ve kurtarma ekiplerinin çabasıyla kuyudan sağ salim çıkarılan Hüma, annesi Leyla’nın göğsüne sığındığında herkes rahat bir nefes aldığını sandı; oysa asıl kıyamet kuyu başında değil, konak avlusunda koptu. Küçük kızın kurtuluşu Kozaklı Konağı’ndaki zehirli havayı dağıtmaya yetmediği gibi, hastane koridorlarında Vuslat ile Mihre arasında patlak veren sert kavga ve ameliyathane kapısındaki gözyaşları ailenin içten içe nasıl çatırdadığını bir kez daha gösterdi.
Konakta sular durulmazken Mirza, Hüma ile aralarında adı konulmamış o bağı ilk kez bu kadar derinden hissetti. Mağazada küçük kıza kıyafet seçerken ve yemek masasında yüzündeki lekeyi silerken aralarındaki bütün buzlar erise de bu yakınlık Mirza’nın içindeki babalık şüphesini bastırmak yerine daha da biledi. Bir yanda hurdalıkta kıstırdığı adamın şakağına namluyu dayayıp arka plandaki kirli para trafiğinin kokusunu alan Mirza, diğer yanda asıl büyük darbeyi kendi konağının eşiğinde vurdu.
Bölümün finali, Kozaklı Konağı’nın taş avlusuna saçılan elbiseler ve bavullarla mühürlendi. Leyla, elinden tuttuğu kızıyla içeri girdiğinde yerde kendi eşyalarını, karşılarında ise Vuslat ile Macide’nin taş kesilmiş yüzlerini buldu. Hemen ardından içeri giren Mirza ile Leyla arasında dakikalarca süren o kırıcı yüzleşme, gururla çaresizliğin çarpışmasına dönüştü. Leyla gözyaşları içinde yalvarırken, kırgınlığı öfkesine karışan Mirza arkasını dönüp taş koridora doğru yürüdü ve devasa ahşap kapı Leyla’nın yüzüne kapandı. Bölüm; dışarıda kapıyı yumruklayan kimsesiz Leyla ile içeride taş duvara yaslanıp başını öne eğen ve kendi yangınında kavrulan Mirza’nın çaresizliğiyle bitti.

